Duyurular

Ravza-i Mutahhara’da meydana gelen mucizeler

Ravza-i Mutahhara’da meydana gelen mucizeler

Tarihte Mescid-i Nebevi bir kaç kere yandı. Her yangında Hücre-i Muattara’ya ateş sirayet etmedi.

Ravza-i Mutahhara’da meydana gelen mucizeler

Ravza-i Mutahhara'da meydana gelen mucizeler

 

Tarihte Mescid-i Nebevi bir kaç kere yandı. Her yangında Hücre-i Muattara’ya ateş sirayet etmedi.

Yazar: Osman Şahin

İlk yangın

Hicri 654 (Miladi 22 Eylül 1256) Senesi  Ramazan ayının  Birinci Cuma gecesi “Ebubekir bin Evhad” isimli bir Ferraş)(*) elindeki çırayı  kandil mahzenindeki kafesin üzerine koyup unuttuğundan çıktı. Mescid-i Şerif tamamen  yandı.  Sadece “Hücre-i Muattara”(**) yanmadı. (1)

Yangın derhal Abbasi Halifesi  “Müsta’sım”a haber verildi. Halife, yeniden tamirini emrettiyse de müteakiben  “Hülagu”nun Bağdat’ı istila ve Halifeyi  şehid etmesi elim hadisesi üzerine tamirat işi ertelendi.

Medine Resimleri, Ravza-i Mutahhara, Mescid-i Nebevi Resimleri, Madinah

Bilahare Mısır Türk Meliklerinden El Melik El Mansur Ali bin Aybek El Salihi ve El Melik El Muzaffer Seyfeddin Mahmud Kutuz El Maazzî ve Evlad-ı Resul’den Yemen Meliki  El Muzaffer Şemseddin Yusuf bin El Melik El Mansur Ömer itina ile tamirata  başladılar. Fakat tamiratın sona ermesi  El Melik El Zahir  Baybars El Bundukdarî zamanına tesadüf ederek  bu Kıpçak Türküne nasip oldu. Mescid-i Şerifin tamiratı  eski planı üzere yeniden yapıldı ve 8 sene sonra  H.662 senesinde tamamlandı. 678’de Mısır Türk Meliklerinden  Sultan Mansur Kaylavun  Kabr-i Saadet üzerine  bir kubbe yaptırıp  bu şerefli işi en evvel yapan  bahtiyarlar zümresine dahil oldu.

Hicri  881 senesinde ise Mescid-i Şerif ve bilhassa  Sanduka-i Şerife’nin sütunları tamire muhtac bir hale geldiğinden Mısır Çerkez meliklerinden  El Melik El Eşref Kayıtbay, Şemseddin Muhammed bin El Zemen isminde bir zatı (2) bina emini tayin edip, gereken tamiratı  mükemmel olarak icra ettirdi. Hüce-i Muattara’nın güzel  ve yeşil kubbesini yeniledi.

Fotoğraf açıklaması yok.

İkinci yangın yıldırım düşünce çıktı

886 senesi  (5 sene sonra) Ramazan ayının 13’üncü Pazartesi gecesi son çeyreğinde bir yıldırım düşmesi neticesinde  Mescid-i Şerif ile içindeki eşya ve bu arada  nadide Kur’an-ı Kerimler ve kitaplar  yandı. Reisiyye Minaresi yıkıldı. Baş Müezzin Şeyh Şemseddin Muhammed bin El Hatîb minareden düşüp vefat etti. Mescid dahilinde ise 10 kişiden fazla  insan öldü. 120 kadar mermer direk yandı.  Bu defa da (bir mucize eseri olarak)  yalnız Hücre-i Muattara’ya ateş sirayet etmedi, keza yanmadı.  Bu arada Mescid-i Şerif etrafındaki haneler de kurtuldu.

Bu elim haber El Melik El Eşref Kayıtbay’a ulaşınca çok üzüldü ve derhal adı geçen Şemseddin Muhammed bin El Zemen’i  400 kadar adamı  ve büyük miktarda  inşaat malzemesi ile gönderip Mescid-i Şerifin  ve yıkılan minarenin yeniden ve mükemmel olarak  yapılmasına gayret sarf etti. Hücre-i Şerife etrafına parmaklık koydurdu, doğu tarafını 35 metre uzunluğunda, bir kısmını  iki metre genişletti. Ayrıca bir Medrese, bir  Ribat, Babu’rrahme’ye beşinci bir minare, “Babu’sselam”da  bir ribat, bir imaret, bir sebil, bir hamam, bir değirmen, bir fırın  ve bir mutfak yaptırdı. Bu inşaat 888’de tamamlandı. Bir sene sonra   usta kalemkârlar gönderip Mescid-i Şerifin tezyinatını tamamladı.  Yanan Kur’an-ı Kerimler yerine Mısır’dan Mesâhif-i Şerîfe ve enfes kitaplar gönderdi. Bu inşaat için 120.000 dinar  (25 dinar 1 altın olduğuna göre yaklaşık 5000 altın) sarf  etti. Karaçelebizâde Abdulaziz Efendi’nin “Ravzatu’l Ebrar” isimli eserinde 200.000 zernâb  sarf edildiği bildirilmektedir.

Son yangını Evliya Çelebi rivayet ediyor

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde (Cild: 9) naklettiği bir rivayete göre ise, Miladi 1162 senesinde,  Papa tarafından Hz. Peygamber’in (S.A.V.) naaşını çalmak üzere gönderilen zahit kılığındaki iki kişi Mescid-i Nebevi yakınlarında bir ev tutmuş ve yer altında gizlice bir dehliz kazarak  kabre ulaşmak istemişler. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Atabekler Meliki Nurettin Mahmud Zengi’ye  rüyasında  görünerek olaydan haber vermiş ve beni kurtar demiş. Rüya ikinci veya üçüncü gece de tekrarlayınca Nurettin Mahmud  Zengi Medine’ye kadar gelmiş ve hediye dağıtma bahanesiyle herkesi toplattırarak bu kişileri tespit edip yakalamış, bilahare merkad-ı şerifin etrafını metal döktürerek koruma altına almış. (Bu olay bölgedeki vatandaşlarımız tarafından bilinmekte ve  değişik şekillerde anlatılmaktadır).

Cenab-ı Hak  bütün Müslümanlara buraları ziyaret etmeyi nasip eylesin. Amin.

Kaynaklar:

Şeyh Abdulkadir El Şerkâdî  Tuhfetunnazırîn’de, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yangın olacağını haber verdiğini anlatır.

Yangından sonra  bir şair Mescid-i Şerif Divanına şu iki beyti yazmıştır:

لم يحترق حرم النبى لحادث         يخشى عليه وما به من عار

لكنما ايدى الروافض لامست        تلك الرسوم فطهرت بالنار

Harem-i nebi bir olay sebebiyle yanmadı. Korkarım ki ona bir uğursuzun eli dokundu ve onun el izi ateş ile temizlendi.

Bu zat Kudüs’te  Mescid-i Aksa suru etrafında  bir “Ribat” yaptırmıştır.

“Kitabu’l Meârif”  İbn-i Kuteybe.

(*)    Ferraş: Camilerin temizlik işlerine bakan kişi

(**)  “Hücre-i Muattara” Peygamber  Efendimizin medfun bulunduğu yer demekti

 

kaynak: milatgazetesi.com

***

RAVZA-İ MUTAHHARA’YI TANIYALIM

Ravza-i Mutahhara (Osmanlıca: روضهء مطهره; Arapça: الروضه المطهرهar-Rawda al-Mutahhara), Medine’deki Mescid-i Nebevî‘nin içinde, İslam dini peygamberi Muhammed’in mezarından minberine kadar olan özel yerdir. Riyazul Cenne yani Cennet Bahçeleri olarak da bilinir. Ravza (Arapça: روضه) bahçe anlamındadır. Dünyanın en kıymetli yerlerinden birisidir. Burada alınan huzur ve mânevîyatı anlatmak mümkün değildir. Peygamberimiz Efendimizin ilk inşaatını yaptığı bu şerefli mekân, zaman içerisinde pek çok kez tamirat ve tadilat görmüştür.

Ravza-i mutahhara’ da Kubbe – i hadrâ

Resim

 

RAVZA-İ MUTAHHARA’DAKİ ÖZEL SÜTUNLAR

Fotoğraf açıklaması yok.

İlk dönemde sütun ve direkleri hurma gövdesinden olan Ravza-ı Mutahhara, Osmanlı döneminde de tamirat ve yenilemeler yapılmıştır. SULTAN III. SELİM HAN döneminde damarsız beyaz mermerle kaplanmıştır. 16 adedi Ravza’da, 7 adedi Selamlama yolunda, 2’si doğu 3’ü batıda olmak üzere 5 adedi Hücre-i Saadet’te (Peygamberimizin Türbesi) yer alan bu beyaz sütunlar Sultan III. Selim Han’ın hediyesidir.

 

Ravza-i Mutahhara’da bulunan bazı sütunlar var ki, bu sütunların her biri Peygamber efendimiz (s.a.v.) ve ashabının hatıralarıyla süslenmiştir. Bu hatıraların kaybolmaması için Osmanlı padişahı 3.Selim tarafından bu sütunlara işaret olarak sütunların isimleri yazdırılmıştır.

Peygamberimiz (s.a.v.) zamânında Mescid-i Nebevî’nin sütunları, hurma ağaçlarıydı. Daha sonraki zamanlarda bu ağaçlar sökülerek yerine direkler dikildi. Lâkin hiçbir zaman yerleri değiştirilmedi. Şu an hâlâ Peygamberimiz zamanındaki hurma ağaçlarının yerleri sütun olarak durmaktadır.

Muhallaka sütunu Hz. Peygamber’in minber yapılmadan önce dayandığı hurma kütüğünün yerindedir ve kıbleye göre sağ taraftan mihraba bitişiktir. Halûk adlı bir koku sürülmesi sebebiyle bu adla anılan sütun, Resûl-i Ekrem’in minberde hutbe okumaya başlaması üzerine hurma kütüğünün inlemesinden dolayı Hannâne, Haccâc b. Yûsuf’un gönderdiği mushafın burada bir sandık içinde korunmasından dolayı Mushaf sütunu diye de anılmıştır. Kur‘a sütunu, Hz. Peygamber’in kıble değişikliğinden sonra on gün kadar namaz kılıp sonra bilinen mihrabına geçtiği yerdedir. Hz. Âişe’nin, “Eğer orada ibadetin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi insanlar izdiham sebebiyle aralarında kura çekerlerdi” şeklindeki sözünden dolayı buraya Kur‘a veya Âişe sütunu denilmiştir. Muhacirlerden bazıları bu sütunun yanında toplanmayı âdet edindiklerinden Meclisü’l-muhâcirîn olarak da anılırdı. Tövbe (Ebû Lübâbe) sütunu, Ebû Lübâbe’nin Benî Kurayza kuşatması sırasında yaptığı hatadan dolayı kendisini bağladığı sütundur ve Kur‘a sütununun kıbleye göre solunda yer almaktadır. Ravzada mevcut sütunlardan biri de Resûlullah’ın itikâfa girdiğinde üzerinde istirahat ettiği hurma yaprağından yapılmış yaygı veya yataktan (serîr) dolayı Üstüvânetü’s-serîr diye anılan sütun olup Tövbe sütununun doğusunda hücre-i saâdetin şebekesiyle bitişiktir. Bunun kuzeyinde yine şebekeye bitişik olan Muhâfız sütunu (Üstüvânetü’l-mahres, Üstüvânetü Emîri’l-mü’minîn Ali b. Ebû Tâlib) Hz. Peygamber’e bir zarar gelmemesi için Hz. Ali’nin yanında oturup onu gözetlediği yerdedir. Allah’ın, resulünü insanlardan koruyacağına dair âyet nâzil olunca (el-Mâide 5/67) orada beklemeye gerek kalmamıştır. Bu sütunun kuzeyinde Resûl-i Ekrem’in, yanında elçileri kabul ettiği Elçiler sütunu (Üstüvânetü’l-vüfûd) yer almaktadır.

Mescid-i Nebevî’de önceleri bir hurma kütüğüne yaslanarak cemaate hitap eden Peygamberimiz Efendimiz için hicretin 7. yılında üç basamaklı bir minber yapılmıştır. Sonraları defalarca değişen ve yenilenen minber son olarak Osmanlı Sultanı III. Murat tarafından 1590 (hicri 998) yılında yaptırıldı. Tamamı mermerden yapılan minberin zengin bir işçiliği, altın suyuyla (tezhible) bezeli süslemeleri bulunur. Saray ustaları tarafından (Ehl-i Hiref) tasarlanan ve ortaya konulan bu minberin 9 basamağı kapının iç tarafında, 3 basamağı da dış tarafta olmak üzere toplam 12 basamağı vardır. Mescidin zemininden minberin kapısına kadar 3 basamak ile çıkılır. Merdiven korkuluklarında geometrik şekiller bulunurken eserin gövde kısmında ortada içi çiçek motifleriyle süslü bir madalyon yer alır. Minberin kubbesi yaldızlı, alemi gümüşten olup kapısı ahşap oyma sanatının en güzel örneklerindendir. Üst kısmındaki minber köşkü 4 sütunlu ve fırdolayı nakışlıdır.

Fotoğraf açıklaması yok.

Osmanlı selâtin camilerinde benzerleri görülen, üzerinde zarif altın tezyinatlı kubbenin var olduğu, yaklaşık 7 m. yüksekliğindeki bu minber süsleme ve tezyinat bakımından bir şaheser olup hâlen Peygamberimiz Efendimizin mihrabının sağında ve minberinin yerinde durmaktadır. Sultan Murat Han aynı yıllarda Ayasofya Camii için de bir minber yaptırmıştır. Eş zamanda yaptırılan bu iki minber mukayese edildiğinde Peygamber Mescidindeki minberin daha zarif, daha ihtişamlı ve daha özenilmiş olduğu hemen dikkatleri çeker. Zira Sultan Murat Han Medine için yaptırılan minber hususunda itimam göstermiş ve Ravza-ı Mutahhara’nın (Cennet Bahçesi’nin) sınırı olan minbere ayrı bir değer vermiştir. Fotoğrafta 1985 yılına ait Minber-i Şerif görülmektedir.

 

Fotoğraf açıklaması yok.

El işi göz nuruyla hazırlanmış Kâbe kapı perdesine “Burka” ismi verilir. Sanat ve estetik olarak Kâbe örtüsünün en nadide, en özel kısmıdır. Üzerine; Kureyş, İhlas, Fatiha sûreleriyle Ayetü’l-Kürsi ve bazı Kuran âyetleri işlenir. Sim sırma tekniğiyle hazırlanan bu perde bölümünde 30 kg altın kaplama tel kullanmaktadır. Kapı perdesi, her yıl Arefe gününde genel örtüyle beraber değiştirilir.

Fotoğraf açıklaması yok.

Mekke-i Mükerreme fethedildiği gün Peygamberimiz Efendimiz, Beytullah’ın içerisine girerek önce orayı putlardan temizledi. Gül suyu ve zemzem ile Kâbe’nin tabanını ve duvarlarını yıkadı. İçeriden ayrılmadan 2 rek’at şükür namazı kıldı. Fotoğrafta, Rasûlullah Efendimizin Kâbe-i Muazzama’nın içerisinde namaz kıldığı yer görülmektedir. Bu şerefli mekân, Kâbe kapısının tam karşısında, içeride yemen köşesi istikametindedir. 1997 senesinde Kâbe’nin mermerleri yenilenirken kutlu yere işaret olması için seccade biçimli, tek parça, damarsız beyaz mermer konulmuştur.

 

Fotoğraf açıklaması yok.

Ramazan-ı Şerif ayında iftar sofraları hazırlamak şüphesiz ki bu ayın güzelliklerindendir. Peygamberimiz Efendimiz, مَنْ فَطَّرَ صَائِمًا كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ غَيْرَ أَنَّهُ لا يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِ الصَّائِمِ شَيْئًا “Kim oruçluya iftar verirse, oruçlunun sevabından o kimseye de yazılır” buyurmuştur. Fotoğrafta Mescid-i Nebevî’de, Rasûlullah Efendimizin Kabr-i Saadetlerine en yakın noktada açılan iftar sofrası görülmektedir. Sofranın gerçek sahibi ise elbette Sultânü’l- Enbiyâ, Burhanü’l-Esfiyâ, Efendimiz Aleyhisselâm’dır.

 

Fotoğraf açıklaması yok.

Peygamberimiz Efendimiz (SAV) bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurdular: ” Kim vefatımdan sonra beni ziyaret ederse, Beni sağlımda ziyaret etmiş gibi olur” Hadis-i Şerif, Taberâni قال رسول الله صلى الله عليه وسلّم : “من زارني بعد موتي فكأنما زارني في حياتي “

Bu sayfa 2664 kişi tarafından okunmuştur
<