Duyurular

HZ. MUHAMMED'İN DOĞDUĞUNDAKİ MUCİZELER

HZ. MUHAMMED'İN DOĞDUĞUNDAKİ MUCİZELER

 

 

Sava Gölü: 

Sava Gölü, İran’da başkent Tahran’ın 125 km güneybatısında bulunan Sava kasabasının sınırları içinde yer alır. Sava Kasabasının ise 58 km doğusunda bir coğrafi konuma sahiptir. Göl tarihte Havz-ı Sultan ismiyle de meşhurdur. Gölün boyu 45 km, eni 6 ile 10 km arasındadır. Derinliği ise ortalama 10 m civarındadır. Suyu çok tuzlu ve acıdır. Gölü besleyen akarsular ise Karaçay ve gölle aynı ismi taşıyan Sava Nehri’dir.

Küçük bir denizi andıran Sava Gölü, tarihte Mecusîler açısından mukaddes sayılan bir konuma sahipti. Zira, Mecusîlerin geleneksel ayinlerinin yapıldığı kutsal bir yerdi.

Sava gölü, Resul-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) doğduğu gece, onun peygamberliğini haber veren bir çok hâdiseden biri olarak, mukaddes saydıkları suları çekilmiş ve tamamen kurumuştur. Dönemin İran Kisrası Nûşirevan bu durum karşısında korkuya kapılarak ünlü Mecûsi âlimi Mubezan’a  durumun araştırılmasını emretmişti. İslâm tarihi kaynaklarına göre göl, uzun bir müddet sonra tekrar dolmuştur.

İran’ın Müslümanlar tarafından fethinden sonra, Sava Gölünün civarı ve Sava kasabası, ilim merkezlerinden biri olmuş, bir çok âlimin yetişmesine beşiklik etmiştir. Kasaba, yörede sahip olduğu kütüphanesiyle ünlüydü. Ancak Moğol saldırısında yakılarak tahrip edilmiştir.

İstahrabat Şehri  :

Istahr eski Persçe stahra “müstahkem yer”  anlamındadır. Fars bölgesindeki Pulvar nehri vadisinde, Pars kentinin 7 km. kuzeyinde, bugünkü Şiraz- İsfahan yolu üzerinde bulunmaktadır.

 

Bugün yerinde harabeler ve Hacıabad köyü bulunmaktadır. Kuzeybatısında İstahr, Şikeste, Şeknevân Kalelerinin kalıntıları görülmektedir. Bu üç kale İstahr Kaleler kompleksi olarak anılır. İstahr Kalesinde İslâmî dönemde eyalet valileri oturuyordu. Daha sonra yüksek şahsiyetler ve şehzadeler için hapishane olarak kullanıldı. Kale, Şah I. Abbas zamanında tamamen yıkıldı.

Mecûsilerin yaptığı ilk üç ateş tapınağından biri burada yer alıyordu ve Sâsânî İmparatorluğuna adını veren Sâsân bu tapınağın başrahibiydi. Tarih boyunca şehir birçok kez el değiştirdi.

Şehir, Pârs’ın milâttan önce 331 yılında Büyük İskender tarafından harabeye çevrilmesinden sonra gelişmeye başladı ve milâttan önce 250-milâttan sonra 224 yılları arasında Eşkâniyân’ın (Arsakîler) başşehri oldu. Mecûsîler’in yaptığı ilk üç ateş tapınağından biri burada yer alıyordu   ve Sâsânî İmparatorluğu’na adını veren Sâsân bu tapınağın başrahibiydi.

Müslümanların akınları karşısında duramayan son Sâsânî hükümdarı III. Yezdicerd Medâin’den İstahr’a geldi. Şehir, Bahreyn Valisi Alâ b. Hadramî’nin Hicri 19 (Miladi 640) yılındaki başarısız girişiminden üç yıl sonra, Hûzistan bölgesinin büyük bir kısmını fetheden Ebû Mûsâ el-Eş‘arî ile Osman b. Ebü’l-Âs tarafından alındı (23/644)  ancak halk ayaklanarak şehrin yönetimini geri aldı. Halife Ali zamanında Abdullah bin Abbas tarafından tekrar geri alınmıştır.

 

 

Sasani hanedanının ünlü kralı "Khosro Anushirvan" ın ölümü (MS 579) - Raskhun

 

Anuşirvan yani ölümsüz ve ölümsüz ruh olarak bilinen I. Hüsrev , babası I. Kabad'ın MS 531'de ölümünden sonra Sasani hanedanının en ünlü ve en büyük krallarından biri olara

 

 

https://sorularlarisale.com/

https://islamansiklopedisi.org.tr/istahr 

 

Bu sayfa 2788 kişi tarafından okunmuştur
<