MİRAÇ HADİSESİ NASIL GERÇEKLEŞTİ?
Miraç hadisesi Kur'an-ı Kerim'de İsra ve Necm suresinde anlatılmaktadır. Miraç gecesinde Allah'ın emriyle Peygamber Efendimiz (sav) Kâbe–i Muazzama'nın Hatîm mevkiinde yatarken, Cebrail gelip mübarek göğüslerini yardı, kalbini zemzem suyu ile yıkadıktan sonra içini iman ve hikmetle doldurup eski hâline koydu. Sonra beyaz bir binek Burak ile (normalde bir aylık mesafedeki) Mescid–i Aksa'ya uçtular. Orada bütün peygamberlerin ruhlarına imam olup namaz kıldırdı. Bu, onların şeriatlerinin asıllarına mutlak varis olduğunu ifade ediyordu. Bir de kendisine su, şarap ve süt takdim edildi. Hazreti Muhammed sütü içti. Bu ümmetinin doğru yola iletildiğini ifade ediyordu. Ardından yüceliklere yükseltici bir mirac (manevî asansör) ile göklere çıkartılıp yedi kat semaları bir bir dolaştırılmıştır.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(sav) 1. kat semada; Hz. Adem'le, 2. kat'ta Hz. İsa ve Hz. Yahya, 3. kat'ta Hz. Yusuf, 4. kat'ta Hz. İdris, 5. kat'ta Hz. Harun, 6. kat'ta Hz. Musa, 7. kat'ta Hz. İbrahim ile görüştü.
Melekleri, Cennet ve Cehennem'e kadar bütünüyle ahiret hayatını müşahede etti. Miraç gecesi bütün mülk ve melekût âlemlerini dolaştı. Cebrail Hz Muhammed (sav)'i daha da yükseklere çıkardı, öyle bir fezaya vardılar ki kaderleri yazan kalemlerin cızırtıları duyuluyordu. Nihayet varlıklar âleminin son sınırı olan Sidretü'l–Müntehâ'ya ulaştılar. Cebrail:
-"İşte burası Sidretü'l–Müntehâ'dır. Ben buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam, yanarım" dedi.
Hz. Muhammed(sav) 'e Sidre'de dört kutsal nehir ve her gün yetmiş bin meleğin ziyaret ettiği Beyt–i Ma'mûr gösterildi. Sonra kendisine şarap, süt ve bal dolu üç bardak sunuldu. O, yine sütü tercih etti.
Hz Muhammed (sav) o gece şehitlerin ve muttakilerin cenneti olan Cennetü'l–Me'vâ'yı temaşa etti. Cebrail'i geride bırakan Hz. Muhammed, burada Refref'e binerek Arş–ı A'lâ'ya geçti ve Kâb–ı Kavseyn olarak belirtilen "imkân dairesinin bitiş, vücûb dairesinin başlama sınırına" ulaştı. Huzûr–u Kibriya'da Allah'a ok yayının iki ucu kadar, hattâ daha fazla yaklaştı. Cemâlullah'ı perdesiz ve vasıtasız olarak onunla zaman ve mekandan menüzzeh konuştu. Daha sonra tekrar Refref'le Sidre'ye geri döndü. Orada Cebrail'i asıl hüviyetiyle –tıpkı ilk defa Hira'da gördüğü şekliyle– gördü. Müteakiben de yine Cebrail ile birlikte göz kırpması kadar kısa bir zaman parçasında dünyaya döndü.
***
Miraç dediğimiz olay, genel olarak -iki safhada gerçekleşmiş olduğundan- iki adla anılmaktadır.
Bunlardan biri, gecenin küçük bir zaman diliminde Mekke’den Kudüs’e yapılan seyahate “İsra” denilir. İsra Suresi, ilk ayetinde bu konu işlendiği için bu adı almıştır.
İkinci safhayı teşkil eden Kudüs’ten göklere ve daha ötelere yapılan seyahate ise “Miraç” adı verilir. Bu ise, Necm Suresi'nde anlatılmaktadır. Bununla beraber, yerden göğe yapılan Miraç hadisesi, İsra hadisesi kadar açık değildir. Ancak sahih hadislerde, bu konu da detaylı bir şekilde işlenmiştir.
Bunun çok açık olmamasının bir hikmeti, insanların aklını fazla zorlamamak, çok rahat bir şekilde anlayamayacağı bir yükü onlara yükletmemektir. Nitekim, bu olayı duyanlardan bazılarının dinden döndüğü bilinmektedir.
Diğer önemli bir hikmeti şu olsa gerektir: Allah, çok sevdiği Peygamber'ini, ispatı zor olan bir hususta zor durumda bırakmak istememiştir. Çünkü Mekke’den Kudüs’e cereyan eden seyahat, yerde gerçekleşen bir olay olduğu için ispatı yapılabilir bir konuma sahiptir. Nitekim Hz. Muhammed (a.s.m)’in daha önce hiç görmediği Mescid-i Aksa hakkında sorulan sorulara çok isabetli cevaplar vermiş ve müşrikler bile bunun karşısında şaşkına dönmüş, olayı inkâr edememişler, sadece başka bahanelerin arkasına sığınmışlardır.
İsra olayı açıkça Kur’an’da ifade edildiği için, bunu inkar eden dinden çıkar.
Miraç olayı Kur’an’da biraz kapalı olduğundan, inkâr eden kâfir olmaz ancak, sapıklık damgasını yemekten kurtulamaz.
Hadis kaynakları ile siyer ve delail kitaplarında İsrâ ve Miraç ile ilgili birçok rivayet mevcuttur.
Buhari ve Müslim’de yer alan rivayetlerin ortak noktalarına göre olay şu şekilde cereyan etmiştir:
Bir gece Resûlullah, Kâbe’de Hicr veya Hatîm denilen yerde iken -bazı rivayetlerde uykuda bulunduğu sırada veya uyku ile uyanıklık arası bir halde- Cebrail geldi; göğsünü açtı, zemzemle yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurup kapattı. Burak adlı bineğe bindirip Beytülmakdis’e götürdü. Resûl-i Ekrem Mescid-i Aksâ’da iki rekat namaz kılıp dışarı çıktığında Cebrâil biri süt, diğeri şarap dolu iki kap getirdi. Resûlullah süt dolu kabı seçince Cebrâil kendisine “fıtratı seçtin” dedi, ardından onu alıp dünya semasına yükseltti.
Semaların her birinde sırasıyla Âdem, Îsâ, Yûsuf, İdrîs, Hârûn ve Mûsâ peygamberlerle görüştü; nihayet Beytülmamûr’un bulunduğu yedinci semada Hz. İbrâhim’le buluştu. Sidretü’l-müntehâ denilen yere vardıklarında yazıcı meleklerin kalem cızırtılarını duydu ve Allah’ın huzuruna çıktı.
Burada Cenâb-ı Hak elli vakit namazı farz kıldı. Dönüşte Hz. Mûsâ, elli vakit namazın ümmetine ağır geleceğini söyleyip Allah’tan onu hafifletmesini istemesini tavsiye etti. Namaz beş vakte indirilinceye kadar Hz. Peygamber’in huzûr-i ilâhîye müracaatı ve Mûsâ ile diyalogu devam etti. (Buhârî, Salat, 1, Tevhid, 37, Enbiya, 5, Bedü’l-halk, 7, Menâkıb, 24, Menâkıbü’l-ensar, 42; Müslim, Îmân, 259, 262-263, Fezâil, 164)
Ayrıca, sahih hadislerde, İsrâ ve Miracın aynı gecede gerçekleştiği, Resûl-i Ekrem’in Mescid-i Aksa’ya uğradığı ve burada içlerinde İbrâhim, Mûsâ ve Îsâ’nın da bulunduğu peygamberler topluluğuna namaz kıldırdığı anlaşılmaktadır. (Müslim, İman, 259; İbn Hişâm, II, 37-38)
Miraçla ilgili hadislerin tamamını burada aktarmamıza imkân yoktur. Bütün hadis kaynaklarında Miraçla ilgili hadisler söz konusudur. Kaynak hadisler olan Kütübü Sitenin tercümeleri vardır. Özellikle, Prof. Dr.İbrahim Canan Hoca tarafından tercüme edilen “Hadis Ansiklopedisi” adlı eserler külliyatında bu konuyu okumak mümkündür.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Peygamberimizin en büyük mu’cizelerinden olan İsra ve Mirâc mucizesi, ne zaman ve ...
- İsra ve Mirâc mucizesi karşısında müşriklerin tavrı ne oldu?
- Miracın vuku bulması husususnda Hz. Aişe ve İbn Abbas'ın görüşleri nelerdir?
İslam inancına göre miracın Hicret'ten bir yıl ya da 16 ay önce Recep ayının 27. gecesinde Allah'ın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselam'ın rehberliğinde Hz.Muhammed gece vakti Kâbe'den alınıp Burak adı verilen binek üstünde Mescid-i Aksa'ya götürülmüş, Burak'ı Beytü'l-Makdis'in (Süleyman Tapınağı) kalıntılarının güneybatı duvarına bağlamıştır.
Peygamberimizin İsra yani gece yolculuğuna başladığı yerin Mescid-i Haram'daki Bab-e-Abdulaziz kapısının yanındaki bu alanın Umme Hani'nin (رضي الله عنها) evinin bulunduğu yer olduğuna inanılıyor. Peygamber (s.a.v.) buradan Cebrail (a.s.) tarafından çağrıldı ve Kudüs'teki Beyt -i Makdis'e götürüldü . Bu olay 'el-İsra' (gece yolculuğu) olarak bilinir ve MS 621 civarında meydana geldi.
MİRAÇ NE DEMEK?
Sözlükte "yukarı çıkmak, yükselmek" anlamındaki urûc kökünden türemiş bir ism-i âlet olan mi'râc kelimesi "yukarı çıkma vasıtası, merdiven" demektir. Terim olarak Hz. Peygamber'in göğe yükselişini ve Allah katına çıkışını ifade eder.
Olay, Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya gidiş ve oradan da yükseklere çıkış şeklinde yorumlandığından kaynaklarda daha çok "isrâ ve mi'rac" şeklinde geçerse de Türkçe'de mi'rac kelimesiyle her ikisi de kastedilir.
İslâmî kaynaklarda genellikle ele alındığı şekliyle mi'rac hadisesi iki safhada meydana gelmiştir.
Resûl-i Ekrem'in bir gece Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya yaptığı yolculuğa isrâ, oradan göklere yükselmesine mi'rac denilmiştir.
Literatürdeki bu ayırım her iki terimin naslarda zikredilmesinden ileri gelmektedir. Sery (geceleyin yürüme, gece yolculuğu yapma) kökünden türeyen isrâ' Kur'an'da mâzi sîgasıyla yer almış ve sûreye ad olmuştur. Buna göre Allah, kudretinin işaretlerini göstermek için kuluna (Hz. Peygamber) Mescid-i Harâm'dan çevresi mübarek kılınan Mescid-i Aksâ'ya geceleyin bir seyahat yaptırmıştır (el-İsrâ 17/1).
Mi'rac kelimesi Kur'an'da geçmemekle birlikte çoğul şekli olan meâric "yükselme dereceleri" mânasında Allah'a nisbet edilmiştir (el-Meâric 70/3). Ayrıca "merdiven" anlamında meâric bir âyette ve urûc kökünden türemiş fiiller çeşitli âyetlerde yer almaktadır (M. F. Abdülbâki, el-Mu?cem, "?arc" md.).
Miraç (Arapça: معراج; birebir yazımla Mirac), İslam dini anlatımlarında, H.z. Muhammed'in göğe yükselip, Allah ve öte âlemleri görüp geriye döndüğü rivayetlerine verilen isimdir. Rivayetler; Hz. Muhammed'in kalbinin temizlenmesi, Burak ve Cebrail eşliğinde Mescid-i Aksa'ya gidiş (isra), Burak'ı bağlayıp peygamberlere namaz kıldırma, muallak taşından göğe yükselme, gök katlarında diğer peygamberler ile diyaloglar, cennet ve cehennemi görme ve geri dönme gibi bölümlerden oluşur.
"Kendisiyle yukarı çıkılan şey, merdiven" anlamına gelen kelime, Türkçeye "yükseğe çıkma" şeklinde çevrilir ve uruc (yükselme) kökünden gelir. İsra, Arapçada gece yolculuğuna verilen isimdir. Hz. Muhammed’in geceleyin Mescid-i Haram’dan Burak adı verilen binek üzerinde Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesini ifade eder. Birlikte İsra ve Miraç olarak anılır.
Konuyla ilgili çok sayıda hadis bulunmakta olup özellikle Buhârî'nin el-Câmiu's-sahîh'inde ("Salât", 1; "Bed'ü'l-halk", 6; "Tevhîd", 37) yer alan hadislere göre bir gece Hz. Peygamber Kâbe'nin avlusunda (diğer bazı rivayetlerde amcasının kızı Ümmühânî'nin evinde) "uyku ile uyanıklık arasında bir durumdayken" Cebrâil yanına geldi, göğsünü açarak kalbini zemzemle yıkadı, sonra Burak denilen bir binek üzerinde onu Kudüs'e götürdü. Resûlullah'ı burada önceki bazı peygamberler karşıladılar ve onu kendilerine imam yaparak arkasında topluca namaz kıldılar
Hz. Muhammed'in göğe yükselirken ayağını bastığına inanılan Muallak taşı, üzerine Abdülmelik bin Mervan tarafından Kubbetü's-Sahre yaptırılır.
Daha sonra semaya yükseltilen Resûlullah, semanın birinci katında Hz. Âdem, ikinci katında Hz. Îsâ ve Hz. Yahyâ, üçüncü katında Hz. Yûsuf, dördüncü katında Hz. İdrîs, beşinci katında Hz. Hârûn, altıncı katında Hz. Mûsâ, yedinci katında ise Hz. İbrâhim ile görüştü. Kur'an'da "sidretü'l-müntehâ" (hudut ağacı) denilen ve bir görüşe göre (bk. Şevkânî, V, 124) yaratılmışlarca bilinebilen alanın son sınırını işaretlediği kabul edilen hudut noktasının ötesine, Cebrâil'in geçme imkânı olmadığı için Hz. Peygamber refref denilen bir araçla tek başına yükselmesini sürdürdü. Bu sırada kendisine evrenin sırları, varlığın kaderiyle hükümlerin tesbiti için görevlendirilmiş olan meleklerin çalışmaları gösterildi. Nihayet bir yoruma göre (bk. Şevkânî, V, 123) bir beşerin insan olma özelliğini koruyarak Allah'a yaklaşabileceği son noktaya kadar yaklaştı (Necm sûresinde "yay" örneği ile anlatılan yaklaşma, ağırlıklı yoruma göre Cebrâil ile Hz. Peygamber arasında olmuştur; bk. en-Necm 53/8-9).
Peygamber'in rabbine selâm ve ihtiramını arzettiği, Allah'ın da ona selâmla hitap ettiği ve inananlara esenliklerin dile getirildiği "Tahiyyat" duasındaki diyalogun mi'rac olayı sırasında gerçekleştiği kabul edilir.
Mekândan münezzeh olan Allah Teâlâ ile Kur'an'ın "âlemlere rahmet" olarak gönderildiğini bildirdiği Hz. Muhammed arasında, insan idrakinin kavramaktan âciz olduğu bir şekilde gerçekleşen bu buluşma sırasında Resûlullah'a:
içlerinden günahkâr olanlar –eğer affedilmezlerse– bir süre cehennemde cezalandırıldıktan sonra bütün ümmetinin cennete kabul buyurulacağı müjdelendi;
ayrıca kendisine bir hediye olarak Bakara sûresinin "Âmene'r-resûlü..." diye başlayan son iki âyeti verildi;
İslâm'ın temel ibadetlerinden beş vakit namaz emredildi.
Bazı rivayetlere göre mi'racdan dönüş sırasında kendisine cennet ve cehennem ile buralarda bulunacak insanların durumları gösterildi.
Nihayet Hz. Peygamber Mekke'den ayrıldığı noktaya getirildi.Söz konusu hadislerin baş kısmında yer alan ve mi'racın Hz. Peygamber "uyku ile uyanıklık arasında" bir durumdayken başladığını, uyandığında kendisini Mescid-i Harâm'da bulduğunu belirten ifadeler dolayısıyla (Buhârî'deki rivayetlerin birinin sonunda ["Tevhîd", 37; Taberî, XV, 5] "Peygamber uyandı ki Mescid-i Harâm'dadır" denilmektedir)
AYET VE HADİSLER
İSRA SURESİ
Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir. (el-İsrâ, 1)
NECM SURESİ
- Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. (1-2)
- O, nefis arzusu ile konuşmaz. (3)
- (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. (4)
- (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. (5-7)
- Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. (8)
- (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar yahut daha az oldu. (9)
- Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. (10)
- Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı. (11)
- (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? (12)
- Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. (13)
- Sidretü'l Müntehâ'nın yanında. (14)
- Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır. (15)
- O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı. (16)
- Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. (17)
- Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. (18)
HADİSLER
- (İsra gecesi [Miraca çıkınca] Cennetin kapısı üzerinde “Sadakanın on, ödünç vermenin sevabı onsekiz mislidir” yazılmış olduğunu gördüm.) [Beyheki]
- (İsra gecesi her gökte, Muhammedün Resulullah ve arkasından Ebu Bekri Sıddık yazılı olduğunu gördüm.) [Ebu Nuaym]
- (İsra gecesi, nura gark olmuş bir zat gördüm. “Bu kim?” dedim. Cebrail aleyhisselam, “Dünyada iken Allahü teâlâyı devamlı anan, kalbi camiye bağlı ve ana-babasına asi olmayan bir zattır” dedi.) [İ. Ebiddünya]
- (Mirac’da, Cehennemde kokmuş leş yiyenlerin kimler olduğunu sordum. “Bunlar, gıybet ederek insanların etlerini yiyenlerdir” denildi.) [İ. Ahmed]
- (Mirac gecesi, uğradığım her melek topluluğu, ümmetime hacamatı tavsiye etti.) [Hakim]
- (Mirac Gecesi’nde ateşten makasla kendi dudaklarını kesenleri görüp, kim olduklarını sordum. “İlmiyle amel etmeyen din adamlarıdır” denildi.) [Buharî, Müslim]
- (Mirac gecesi Cehennemi gösterdiler, çoğunun kadın olduğunu gördüm.) [Tirmizi]
- (Mirac gecesi, ekin ekip bir günde biçen bir topluluk gördüm. Biçtiği mahsul yeniden eski haline dönüyordu. “Bunlar kim?” dedim. Cebrail aleyhisselam, “Bunlar Allah yolunda cihad edenlerdir. Bunların bir iyiliğine yedi yüz misli sevap verilir. Harcadıklarının yerine yenisi verilir” dedi.) [Bezzar]
- Uzun bir hadis-i şerifin özeti:
- (Cebrail aleyhisselamla bütün gökleri geçerek Sidre-i Müntehaya geldim. Cenneti gösterdiler. Daha sonra elli vakit namazla dönerken Musa aleyhisselamı gördüm. Elli vakit namazın ümmetime zor geleceğini, dönüp namaz vakitlerini azaltmasını Allahü teâlâdan istememi söyledi. Azar azar kaldırılarak, sonunda beş vakte indirildi.) [Müslim]
***
Kur'an'da miraçtan İsra ve Necm surelerinde söz edilir.
Miraç olayı Kuran'da İsra suresinin 1. ayetinde yer almaktadır. İsrâ Sûresi 1. ayetinin meali:
"Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir."
İsrâ / 1. Ayet
سُبْحَانَ الَّذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ
Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan alıp Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah her türlü kusurdan ve ortaktan uzaktır. O Mescid-i Aksâ ki biz onun etrafını bereketli kıldık ve bu gece yolculuğunu o seçkin kula büyük işaret ve delillerimizden bir kısmını gösterelim diye yaptırdık. Şüphesiz ki O, evet O, her şeyi hakkiyle işiten, kemâliyle görendir.
Mescid-i Aksa ve Hz. Muhammed
Kudüs'te, tapınaklar tepesinde Kubbetü's-Sahre'nin hemen güneyinde yer alan ve İslam'ın en kutsal yerlerinden biri olduğuna inanılan camidir.
Müslümanların deyimi ile Beytü'l-Makdis Kral Davut'un oğlu Süleyman'ın hükümdarlığı sırasında MÖ 957'de tamamlanmış, II. Nabukadnezar ise krallık ile birlikte yapıyı MÖ 586'da tümüyle yıktırmış, Yahudileri esir ederek Babil'e götürmüştür.
II. Kyros, MÖ 538'de Yahudilerin Kudüs'e dönmelerine ve tapınağı yeniden inşa etmelerine izin vermiştir. Gösterişsiz bir yapı olan İkinci Tapınak da İS 70'te Romalılar tarafından yıkılmış, geriye yalnızca batı yanında bugün “Ağlama Duvarı” diye anılan bölüm kalmıştır. Bugün El-Aksa Camii olarak bilinen yapının Bizans imparatoru I. Justinianos tarafından Süleyman tapınağı kalıntıları üzerine yaptırılan bir bazilika olduğu kabul edilir.
Halife Hz. Ömer 638'de Kudüs'ü aldıktan sonra yapıyı değişiklik yaptırmadan camiye çevirtmiş, Emevi halifesi I. Velid de (705-715) büyük bir onarımla baştan aşağı yeniletmiştir. Yapıya Mescid-i Aksa ismi Abdülmelik bin Mervan tarafından verilmiştir.
Mescid-i Aksa ile karıştırılan bir yapı olan Kubbetü's-Sahre ise Kutsal Kaya'yı içine alacak şekilde Abdülmelik b. Mervan tarafından 687-691 yılları arasında yapıldı.
Süleyman tapınağı kalıntıları üzerinde Bizans'ın yaptırdığı bazilika, Müslümanlar arasında Hz. Muhammedin bir gece Burak'a binerek gittiği, burada peygamberlere namaz kıldırdığı ve göğe yükseldiği inancı vardır. Mescid-i Aksa ismi Abdülmelik bin Mervan tarafından verilir.
Sidretül münteha
Miraçta Hz. Muhammed’in eriştiği son durak Sidret'ül münteha (Necm Suresi:14-16) olarak geçer. İnanca göre bundan sonraki âleme geçebilmek yeryüzündeki varlıklar için mümkün değildir.
Dini terminolojide Levhi-mahfuz üzerine kaza ve kaderin yazıldığı mahiyeti bilinmeyen korunmuş bir levhadır.
Mirac Hicret'ten bir yıl ya da 16 ay önce Recep ayının 27. gecesinde gerçekleşmiştir. Rivayete göre Hz. Muhammed gece vakti Kâbe’den alınıp Burak adı verilen binek üstünde Mescid-i Aksa'ya götürülmüş, Burak'ı Beytü'l-Makdis'in (Süleyman Tapınağı) kalıntılarının güneybatı duvarına bağlamıştır. Muhammed sırasıyla eski Aksa denen bugünkü el-Aksa Camisi'nin altındaki yerden Mescid-i Aksa alanına girmiş, oradan Kubbetü's-Sahre'nın bulunduğu alana geçmiş ve orada Hz. İsa, Hz. Musa, Hz. Zekeriya peygamberlerle buluşmuştur. Günümüzde Nebi Minberi'nin bulunduğu alanda bütün peygamberlere namaz kıldırmış, oradan da Miraç Minberi'nin bulunduğu alandan göğe yükselmiştir.
Hadislere göre Hz. Muhammed bu yükselmede gök katlarını Cebrail ile birlikte aşarken sırayla Hz. Âdem, Hz. Yusuf, Hz. Yahya ve Hz.İsa, Hz. İdris, Hz. Harun,Hz. Musa ve Hz. İbrahim peygamberleri görmüş, yedinci kat gökten sonra Sidret'ül Münteha’ya çıkmıştır. Cebrail’in Sidret'ül Münteha’dan ileriye geçememesi üzerine yolculuğunu tek olarak sürdürmüş, zaman, mekân ve cihetin olmadığı ifade edilen katta Allah ile aracısız görüşmüştür.
İslam’ın ilk zamanlarında dinin oruç, zekât, şehitlik ve hac gibi belli kuralları, prensipleri tam olarak belirlenmemişti. Gece namazları rağbet görmekle birlikte, ibadet kuralları da açık ve seçik olarak belirlenmemişti. Rivayete göre İsra ve Miraç bu konudaki belirlenmeleri sağlamış olaylardır. Buna göre miraçta;
Hz. Muhammed, Miraç sırasında namaz vakitlerinin beş vakit olarak düzenlenmesi gerektiğini öğrenmiş ve Miraç'tan sonra bu buyruğu Müslümanlara bildirmiştir. Hadis kaynaklarına göre Miraç'ta önce 50 vakit olarak bildirilen namaz, Hz. Musa'nın bunun insanlara ağır geleceği şeklindeki ikazları üzerine Hz. Muhammed'in birkaç kere geri dönüp Allah'tan namazı hafifletmesini dilemesinin ardından beş vakte indirilmiştir.
Şirk koşmayan herkesin cennete gireceği müjdesi verilmiştir.
Umme Hani'nin (ra) tarihi Mekke'deki evi – Fotoğraf: BinImad al-Ateeqi
Ümmü Hani kapısı.Mescid-i Haram'ın Kral Abdülaziz el-Suud tarafından genişletilmesinden önce Bab Umme Hani adı verilen kutsal mekana açılan bir kapı vardı.
Mescid-i Haram'daki Bab-e-Abdulaziz kapısının yanındaki bu alanın Umme Hani'nin (رضي الله عنها) evinin bulunduğu yer olduğuna inanılıyor. Peygamber (s.a.v.) buradan Cebrail (a.s.) tarafından çağrıldı ve Kudüs'teki Beyt -i Makdis'e götürüldü Bu olay 'el-İsra' (gece yolculuğu) olarak bilinir ve MS 621 civarında meydana geldi.
Kuran'da Gece Yolculuğunun Bahsi
- Kudüs'e gece yolculuğu olayı Kur'an-ı Kerim'de İsra Suresi'nde (Beni İsrail Suresi olarak da bilinir) şöyle haber verilmektedir: "Kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan en uzak yere kadar yolculuğa çıkaran Allah'ın şanı çok yücedir. Çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Haram.” (17:1)
Peygamber (s.a.v.) yolculuğu anlatıyor
- Peygamber (s.a.v.), Umme Hani ve ailesiyle birlikte akşam namazını kıldıktan sonra hepsi yattı. Şafak vakti onlara şöyle dedi:
- "Akşam namazını sizinle birlikte bu vadide kıldım, sonra Kudüs'e gidip orada namaz kıldım ve burada sabah namazını sizinle kılıyorum." dedi
- Umme Hani. "İnsanlara bunu söyleme, yoksa seni reddederler ve sana zarar verirler."
- Peygamber Efendimiz , “Elbette söyleyeceğim” dedi.
- Peygamber (ﷺ) Kabe'ye gitti ve orada mucizevi yolculuğunu ve göğe yükselişini anlatmaya başladı. Mekkeli müşrikler elbette onun iddiasını alaya aldılar. Bazıları, Hz. Peygamber'e olan inancını sarsacağını düşünerek Hz. Ebu Bekir'in (رضي الله عنه) yanına koşup hikâyeyi ona anlattı. Hz. Ebubekir (رضي الله عنه) " Eğer öyle söylediyse doğrudur" dedi. Hz. Ebu Bekir'in neden inandığına dair cevabı tüm nesil Müslümanlara ilham veriyor. O, Peygamber (s.a.v.)'in gerçekten de bir peygamber olduğuna ve kendisine âlemlerin Rabbi olan Allah'tan bir meleğin vahiy getirdiğine inandığına göre, neden Peygamber'in uzay ve zamanda yaptığı yolculukla ilgili anlatımına da inanmasın? O günden itibaren Hz. Ebû Bekir (رضي الله عنه)'e iman eden "Sıddık" denildi.
Mekkeliler Peygamber Efendimize (s.a.v.) meydan okuyorlar.
- Kudüs'ü ve Mescid-i Aksa'yı bilen Mekkeliler, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) yalan söylediğini kanıtlamak amacıyla, ona yolculuğu hakkında sorular sordular. Peygamber (s.a.v) her şeyi detaylı bir şekilde anlatmıştır ve hiç kimse onun tarifinde hata bulamaz. Ayrıca Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mekkelilere Kudüs'ten Mekke'ye giden bir kervanın haberini vermiş, develerin sayısını, durumlarını ve Mekke'ye varacakları zamanı bildirmişti. Kudüs'ten gelen kervan tam da Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) söylediği saatte ortaya çıktı ve herkes onun tarifinin doğru olduğunu gördü. Fakat putperestler inançsızlıklarına zincirlenmiş halde kaldılar.
- Bazı alimler, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) gece Ümmü Hani'nin (رضي الله عنها) evinde uyuduğunu, kısa bir süre sonra kalkıp Kabe'ye gittiğini, zira o dönemde orayı ziyaret etmeyi çok sevdiği görüşündedirler. gece saatleri. Oradayken yeniden uyku isteği geldi üzerine ve Hateem'e uzandı . Cebrail (a.s.) onu buradan uyandırdı.
Umme Hani (رضي الله عنها) Hakkında
- Umme Hani (رضي الله عنها), Peygamber Efendimiz'in (ﷺ) amcası ve Ebu Talib'in kızıydı . Gerçek adı Fakhita'ydı. Peygamber (s.a.v)'in yanında büyümüş , İslam'ı kabul etmiş ve Müslümanlarla birlikte Medine'ye hicret etmiştir. Kocası Hubayrah ibn Wah al-Makhzumi idi ve onun çocukları 'Aqlah ve Ja'dah'ı doğurdu.
- Umme Hani'nin (رضي الله عنها) evinin arkasında, Mekke Vadisi'ndeki en büyük ve en ünlü pazar olan Hazwarah Pazarı vardı . Burada kaliteli kumaşlar, su ve yiyecek kapları, deri, çömlek, mücevher, hurma, tahıl, çeşitli yağlar, parfümler ve diğer birçok ev ve kişisel eşya dahil olmak üzere çeşitli türde ürünler satılırdı.
KAYNAKLAR:
https://www.islamiclandmarks.com/makkah-haram-sharief/house-of-umme-hani-ra
https://tr.wikipedia.org/wiki/Mirac
https://sorularlaislamiyet.com/mirac-hadisesi-neden-kuranda-acikca-zikredilmemis-hikmeti-nedir-0