Duyurular

ISPARTA AYABEY ZERGENDERE MESCİDİ

ISPARTA AYABEY ZERGENDERE MESCİDİ

Zengendere Mescidi, Isparta’nın Atabey ilçesinde yer alan ve Selçuklu dönemine tarihlenen önemli bir dini yapıdır. Mimari özellikleriyle dikkat çeken bu mescit, bölgenin tarihî ve kültürel mirasının bir parçasıdır.

 

 

1. Zergendere Mescidi’nin Mevcut Durumu ve Anlamı

  • Konum: Isparta ili, Atabey ilçesi.Atabey ilçe merkezinin kuzeydoğusunda, sulak ve ağaçlık bir bölge olan Zengendere mevkisindedir.

  • Tarihî Dönem: Anadolu Selçukluları döneminde inşa edilmiştir.

  • Önemi: Atabey, Selçuklu döneminde önemli bir merkezdi. Zengendere Mescidi de bu dönemin dini ve kültürel izlerini taşıyan yapılardan biridir.

  • Zengendere Mescidi, bu imar faaliyetleri sırasında inşa edilen küçük ama anlamlı bir ibadet mekânıdır.

  • Bölgedeki diğer yapılarla birlikte, Selçuklu mimarisinin taşrada nasıl uygulandığını gösterir.

  • Hali: yapı şu an metruk ve harabe durumdadır. Çatısı çökmüş, duvarlarının bir kısmı yıkılmış ve doğanın (bitki örtüsünün) istilasına uğramış haldedir. Bu durum, yapının özgün mimari detaylarını kaybetme riskini artırmaktadır.,

  • Yerel Önemi: İlçe halkı için hem dini hem de kültürel bir değere sahiptir.

  • Tarihî Önemi: Selçuklu taş işçiliğinin örneklerinden biri olarak Anadolu’daki küçük mescitler arasında dikkat çeker.

  • Kültürel Katkı: Atabey’in tarihî kimliğini güçlendiren unsurlardan biridir.

 Mimari Özellikler

  • Malzeme: Kesme taş ve tuğla kullanılmıştır.

  • Plan: Küçük ölçekli, sade bir mescit planına sahiptir.

  • Süsleme: Selçuklu taş işçiliği ve geometrik motifler görülür.

  • Çevre: Atabey’deki diğer Selçuklu eserleriyle birlikte bir bütünlük oluşturur (örneğin Ertokuş Medresesi).

2. Restorasyon Potansiyeli ve Engeller

Zergendere Mescidi'nin ayağa kaldırılması hem kültürel miras hem de inanç turizmi açısından ciddi bir potansiyel taşır:

  • Tescil Durumu: Bu tür yapılar genellikle "Kültür Varlığı" olarak tescil edilir. Restorasyon için öncelikle Isparta Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin onaylanması gerekir.

  • Manevi Değer: Yapı, Barla Lahikası gibi temel bir eserde ismen zikredildiği için, dünyanın dört bir yanından Isparta/Barla/Atabey hattını ziyarete gelen Nur talebeleri için bir "ziyaret durmağı" olma potansiyeline sahiptir.

  • Mesire Alanı Entegrasyonu: Mescidin bulunduğu bölge doğal güzelliğe sahip olduğu için, restorasyon sonrası çevre düzenlemesiyle birlikte halkın kullanımına açılması çok daha kolay olacaktır.


3. Yapısal Özellikler ve Mimari Kayıplar

Harabe halindeki yapı incelendiğinde şunlar görülmektedir:

  • Malzeme: Yerel taşlar ve kerpiç kullanılarak inşa edilmiştir.

  • Mimari Tip: Tipik bir köy/mahalle mescidi formundadır. Dikdörtgen planlı, kırma çatılı ve oldukça yalın bir mimariye sahiptir.

  • Riskler: Duvarlardaki derin çatlaklar ve nem, temel yapısını tehdit etmektedir. Acil bir "konservasyon" (mevcut halini koruma) çalışması yapılmazsa tamamen yok olma riski altındadır.

BARLA LAHİKASINDA  HAFIZ AHMET LÜTFİ SÖNMEZ'İN   BAHSETTİĞİ   ZERGENDERE MESCİDİ

Ehl-i iman-bilhassa şimdiki Risale-i Nur’un zâkir ve muvahhid şakirtleri-öyle bir cadde ve minhâca girmişler ki, o cadde gayet müstakim, gayet nurlu, gayet sevimli. Bütün iki tarafı elmas, inci dükkânı... Bunların başında, nass-ı Kur’ân’dan gelen ve Kur’ân-ı Kerîmin ve Furkan-ı Hakîm’in âyât-ı beyyinatından intişar eden Risale-i Nur’un yüz yirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i âzam, birer mürşid-i ekmel, birer kal’a-i hasin, birer elmas kılıç olarak sabittir. Öyleyse, ey Lütfi, Risale-i Nur’a sıkı yapış ki, bir mürşid-i ekmel bulasın. Lisanına tevhidi ver ki, şu muhkem kaleye giresin; Feyyâz-ı Mutlak’ın kelâmı olan Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyâna hâdim ol ki, o elmas kılıncı elinde tutasın.
İşte o kılıçla, hiç havfsız, başlarını sarhoşlukla o bataklığa sokan dinsizlerin kafalarına vurarak atla. Ondan sonra,  gibi kat’î delilleri Peygamberimiz Sallallahu Teâlâ Aleyhi Ve Sellem Efendimizden müteselsilen, bütün Risale-i Nur’un müellifi Üstadımız Said Nursî’nin yetiştiği ve serbest gezdiği "Şeriat-ı Garrâ-yı Muhammediye (a.s.m.)" olan hatt-ı müstakîmi bari bir parça da sen takip et ki başın felâh bulsun.
Şu geçen Cuma günü ruhumda bir sıkıntı devam ederek, Üstadım için  sırrını istinsah ediyordum. Maalesef emrâz-ı asabiyemin hadsiz istilâsı, o mühim risaleyi pek âni olarak akîm bıraktırdı. Tekrar yine başladım, bir parça yazdım; baktım ki, yine satır geçmişim, evvelki yazdığım yere mürekkep dökülmüş. Kendimde o sıkıntı hâlâ duruyor. Tekrar olarak abdest üstüne abdest aldım, bütün seyyiatımı itiraf ederek ortaya döktüm, istiğfar ettim. Mübarek dua olan salâvat-ı şerifeye başladım. Sonra kalbime geldi ki, Üstadımdan himmet isteyeyim. Üstadımın üstadına dediği gibi, ben de derim ve dedim... O hal, o vaziyet el’an devam ediyordu. Hattâ intihar derecesine kadar gelmişti. Dedim: "Aman yâ Rabbî! Bundaki hikmet nedir?" Ve o risaleyi ertesi güne tâlik ettim.
O akşam, yani Cumartesi gecesi, âlem-i menamda, Üstadım Atabeyin Zergendere Mescidinde imiş. Sabah namazına gidiyormuşum.

...

 

AHMET LÜTFİ SÖNMEZ (HÂFIZ)  

 

Hâfız Ahmet Lütfi Sönmez 1922 senesinde Isparta’nın İslamköy’ünde doğmuştur. Denizli Hapishanesinde Üstadının yerine şehit olan, İslamköylü Hâfız Ali Efendinin (R.H.) talebesidir. Onun yanında hâfız olmuştur. Üç kere Bediüzzaman Hazretlerini ziyaret etmiş ve duasını almıştır. Nazillideki evinde yaptığımız ziyarette ve daha sonra -hatıralarını tashih için- yaptığımız müteaddit görüşmelerimizde, bizlere o günleri, bilhassa büyük şehid, hocası Hâfız Ali Ağabeyi anlattı ve tanıttı… Sorularıma cevaplar verdi…

İslamköylü Saatçı Hasan Ergünal ve Sav’lı Hasan Çavuş’tan sonra, Hâfız Ali’yi çok yakından tanıyan böyle bir Ağabeyin varlığını duyunca doğrusu fevkalade heyecanlandım... Bilhassa, elindeki Hâfız Ali Ağabeyin gençlik fotoğrafını çok kıymetli gördüm... Sağ olsun kimlikten koparılmış bu fotoğrafın orijinalini bize verdi.

Hâfız Ahmed 1939 senesinde Nazilli’ye yerleşmiş ve halen orada ikamet etmektedir. Bizi tanıştıran ve evine götüren, Nazilli’nin en eski erkânlarından Bedri Doğru Ağabeye ve oğlu Ömer’e teşekkür ediyorum…

Not: Hâfız Ahmed Ağabey, bu hatıraları kamera ile kaydettiğim tarihten tam 35 gün sonra, 12 Eylül 2008 Cuma günü Ramazan ay’ı içinde, Nazilli’deki evinde, karaciğer rahatsızlığından dolayı Hakk'ın rahmetine kavuştu... Bir yıldız daha kaymıştı. Bize heyecanla anlattığı Üstadı Bediüzzaman’a ve hafızlık hocası Hafız Ali’ye kavuşmuş oldu inşallah. Bize de tıpkı Abdurrahman Cerrahoğlu ve Muzaffer Arslan Ağabeyler gibi hatıralarını son günlerinde kaydetmek nasip olmuştu. Allah şefaatlerine nail eylesin. Âmin…

(ÖMER ÖZCAN)

KAYNAKLAR:

https://sorularlarisale.com/taniyanlarin-dilinden/ahmet-lutfi-sonmez-hafiz

Bu sayfa 1720 kişi tarafından okunmuştur
<