BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ'NİN ANKARA DÖNEMİ
Rûmî 1338–1339 / Milâdî 1922–1923
5 Mart 1337 / 5 Mart 1922 Ankara Hükûmeti'nin Said Nursî'yi Ankara'ya davet teşebbüsü
Said Nursî'nin Ankara'ya davet edilmesi, onun Ankara'ya gelişinden aylar önce başlamıştır. 5 Mart 1337 tarihli ve 1449 numaralı Hey'et-i Vekile kararında, Said-i Kürdî ile Hasan Lâmî Efendi'nin Müdafaa-i Milliye Vekâleti tarafından Ankara'ya davet edilmeleri kararlaştırılmıştır.
Bu karar, Ankara Hükûmeti'nin Said Nursî'nin özellikle Doğu vilâyetlerindeki ilmî ve sosyal nüfuzundan haberdar olduğunu ve kendisinden istifade etmek istediğini gösteren önemli bir karardır.
Temmuz – Kasım 1922 (Temmuz – Teşrînisâni 1338) | İstanbul'da Millî Mücadeleye Destek, Israrlı Telgraflar ve Ankara Yolculuğu
-
Arka Plan: Said Nursi, İstanbul işgali sırasında İngilizlere karşı yazdığı sert Hutuvat-ı Sitte broşürüyle Millî Mücadele’ye çok büyük bir fikrî destek vermişti. Ankara’daki yeni hükümet, onun halk üzerindeki muazzam etkisinden ve Doğu Anadolu’daki saygınlığından faydalanmak istiyordu.
-
Gelişme: Mustafa Kemal Paşa başta olmak üzere, eski dostu Şifre Müdürü Şükrü Bey ve Van Mebusu Tevfik Demiroğlu gibi isimlerden Said Nursi'ye üst üste şifreli davet telgrafları geldi. Said Nursi ilk başta "Ben tehlikeli yerde cihad etmek isterim, siper arkasında cihad etmek hoşuma gitmiyor" diyerek İstanbul'da kalmak istese de ısrarlar üzerine yola çıktı.
1 Kasım 1922 (1 Teşrînisâni 1338) | Saltanatın Kaldırılması
- Gelişme: Said Nursi henüz İstanbul'dan Ankara'ya hareket etmeden birkaç gün önce Saltanat resmen kaldırıldı. Osmanlı İmparatorluğu hukuken sona erdi.
- Bu gelişme üzerine Bediüzzaman İstanbul'dan ayrılma kararını kesinleştirdiği anlaşılıyor.
7 Kasım 1922 (7 Teşrînisâni 1338) | Bediüzzaman Ankara'ya Ayak Basar
- Etkisi: Bediüzzaman 7 Kasım'da Ankara'ya ayak bastığında şehirde ve mecliste devasa bir zafer havası hâkim olmakla birlikte, yeni kurulacak devletin yönetim şeklinin ve felsefesinin ne olacağına dair perde arkasında büyük bir ideolojik tartışma başlamıştı.
9 Kasım 1922 (9 Teşrînisâni 1338) | Bediüzzaman'ın "Hoşâmedi" ile Karşılanması
- Gelişme: Ankara’ya gelişinden iki gün sonra, I. TBMM Genel Kurulu’na davet edildi. Bitlis Milletvekili Arif Bey ve arkadaşlarının sunduğu resmî önergeyle meclis kürsüsünden milletvekillerine resmî karşılama (hoşâmedi) yapıldı.
- Tarihi An: Dönemin meclis tutanaklarına (Zabıt Ceridesi) geçen bu anda Bediüzzaman alkışlarla kürsüye çıktı, mebusları selamladı ve ordu ile gaziler için dua etti. Ancak meclis koridorlarında geçirdiği sonraki günler, onda ilk büyük hayal kırıklığını yaratacaktı.
Said Nursi Ankara’ya geldiğinde I. Meclis’te iki ana siyasi blok karşı karşıya duruyordu:
- Birinci Grup (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu): Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğini yaptığı, askeri ve siyasi otoriteyi elinde bulunduran, zaferi kazanmış ancak yeni devletin rejimini (seküler/batı eksenli bir yapıyı) inşa etmeye başlayan iktidar kanadıydı. Ankara’ya gelen Said Nursi’den halk üzerindeki tesiri nedeniyle ilk başta kendi yanlarında (hükümet lehine) faydalanmak istediler.
-
İkinci Grup (Muhalefet): Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey, Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey gibi isimlerin önderlik ettiği; meclisin yetkilerinin gasp edildiğini, hükümetin Lozan’da tavizler verdiğini savunan ve en önemlisi dini hassasiyetlerin, şeair-i İslamiye'nin zayıflayacağından endişe eden dindar-muhalif kanattı.
1. Gruplaşmanın Temeli ve İlk Çatışmalar (Sonbahar 1921)
-
Meclis içinde fikir ayrılıkları ilk kez 1921’in sonlarında açıkça su yüzüne çıktı.
-
Mustafa Kemal Paşa’nın askeri ve siyasi liderliğini, başkomutanlık yetkilerinin uzatılmasını ve hükümetin icraatlarını eleştiren muhalif mebuslar birleşerek İkinci Grup'u oluşturdular. Birinci Grup ise buna karşılık Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu adıyla iktidar bloğunu tahkim etti.
2. Yetki ve Rejim Tartışmaları (1922 Boyunca)
-
1922 yılı boyunca ordu sevk ve idaresi, meclisin yetkileri ve meclis hükümeti sistemi üzerinden iki grup arasında sürekli bir sürtüşme vardı. İkinci Grup; hükümetin yetkiyi tek bir elde toplamasını, meclis denetiminin zayıflamasını ve ileride saltanat/hilafet gibi köklü kurumlara dokunulmasından duydukları endişeleri sert bir şekilde kürsüden dile getiriyordu.
17 Kasım 1922 (17 Teşrînisâni 1338) | Sultan Vahideddin’in İstanbul’dan Ayrılışı
-
Gelişme: Saltanatın kaldırılmasının ardından son Osmanlı Padişahı Sultan Vahideddin, Malaya gemisiyle İstanbul’dan ayrıldı.
-
Etkisi: Bu gelişme, Ankara'daki meclisi Türkiye'nin tek, mutlak ve meşru otoritesi haline getirdi.
18 Kasım 1922 (18 Teşrînisâni 1338) | Yeni Halife Abdülmecid Efendi’nin Seçilmesi
-
Gelişme: Vahideddin’in gidişinin hemen ertesi günü Millet Meclisi, saltanattan arındırılmış sadece dinî bir makam olarak Abdülmecid Efendi’yi yeni Halife seçti.
-
Etkisi: Ankara siyasetinde din ile devlet işlerinin nasıl ayrılacağı ilk kez bu kadar somut bir hal alıyordu. Said Nursi bu dönemde Ankara'da İslami değerlerin devletin temelinde kalması yönünde fikirlerini sunmaya devam ediyordu.
20 Kasım 1922 (20 Teşrînisâni 1338) | Lozan Barış Konferansı'nın Başlaması
-
Gelişme: Bediüzzaman’ın mecliste "hoşâmedi" töreniyle karşılanmasından tam 11 gün sonra, Türkiye'nin bağımsızlık belgesi sayılan Lozan Barış Konferansı resmen başladı.
-
Etkisi: Ankara hükümeti tüm enerjisini dış siyasete ve batılı devletlerle yapılacak müzakerelere ayırmıştı. Bu durum meclis içinde batılılaşma akımını hızlandırdı.
Aralık 1922 – Ocak 1923 (Kânun-ı Evvel 1338 – Kânun-ı Sânî 1338) Muhalefet Yakınlaşması, Namaz Beyannamesi
-
Said Nursi, Ankara’ya dinî değerlerin korunduğu bir İslam devletinin inşasına yardım etmek için gelmişti. Ancak o günlerde meclis Lozan Konferansı'na kilitlenmişti. Meclis içinde batılılaşma akımı güçleniyor, zafer sarhoşluğuyla dinî vecibeler ihmal ediliyordu. Bediüzzaman, milletvekillerinin büyük kısmının namaz kılmadığını fark etti.
-
Said Nursi, Meclis'teki İkinci Grup muhalifleriyle ve özellikle Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey gibi meclis içerisindeki dine bağlı ve sert muhalif figürlerle temas kurdu. Meclisteki Batılılaşma temayüllerini ve namaz kılmayan milletvekillerini açıkça eleştirmesi, onu muhalefet kanadına yakınlaştırırken iktidar kanadında rahatsızlık yarattı.
19 Ocak 1923 (19 Kânun-ı Sânî 1338) | Milletvekillerine 10 Maddelik Namaz Beyannamesi
- Gelişme: Bu gidişata dur demek amacıyla milletvekillerine hitaben 10 maddelik bir beyanname bastırıp mecliste dağıttı. Beyannamede, "Kazandığınız muazzam zaferi namazla taçlandırmazsanız, bu başarılar elinizden kayar" uyarısında bulundu. Bu hamle mecliste şok etkisi yarattı; namaz kılan mebus sayısı o kadar arttı ki meclis mescidinin büyütülmesi gerekti ve meclis yönetiminde ciddi bir rahatsızlık uyandırdı.
Ocak Sonu 1923 (Kânun-ı Sânî 1338 Sonu) | Meclis Koridorunda Mustafa Kemal Paşa ile Karşı Karşıya Gelme
- Gelişme: Dağıtılan beyanname, meclisin yönetim kadrosunda, özellikle de yeni devletin seküler (dünyevi) temeller üzerine kurulmasını isteyen Mustafa Kemal Paşa'da ciddi bir rahatsızlık uyandırdı. Meclis Divan-ı Riyaset (Başkanlık) odasında Mustafa Kemal Paşa ile Said Nursi karşı karşıya geldi.
- Sohbet ve Sert Cevap: Mustafa Kemal,
- "Sizin gibi yüksek bir alimi, fikirlerinizden istifade etmek için buraya çağırdık. Siz ise gelir gelmez namaza dair şeyler yazıp içimize ihtilaf (ayrılık) soktunuz"
- diyerek sitem etti. Said Nursi, parmağını uzatarak tarihi cevabını verdi:
- "Paşa! Paşa! İslamiyet’te imandan sonra en yüksek hakikat namazdır. Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduttur."
- Ortam bir anda buz kesti. Mustafa Kemal Paşa öfkesini kontrol ederek geri adım attı ve
- "Haklısınız hocalarım, her zaman hakikati böyle haykırmalı"
- diyerek ortamı yumuşattı. Ancak köprüler artık atılmıştı.
4 Şubat 1923 (4 Şubat 1339) | Lozan Görüşmelerinin Kesintiye Uğraması
-
Gelişme: Lozan’da kapitülasyonlar ve Musul gibi hayati konularda anlaşma sağlanamadığı için görüşmeler kesildi ve Türk heyeti Ankara’ya döndü.
-
Etkisi: Ankara’da savaş ihtimalinin yeniden belirdiği, siyasi gerilimin tavan yaptığı bu günlerde Bediüzzaman da meclisteki dünyevi ve siyasi tartışmalardan tamamen uzaklaşarak inzivaya çekilme fikrini kesinleştirdi.
Şubat – Mart 1923 (Şubat – Mart 1339) Cazip Teklifler ve Kesin İnziva Kararı
-
Gelişme: Mustafa Kemal Paşa, Said Nursi gibi Şark dünyasında milyonlarca takipçisi olan bir lideri tamamen kaybetmek istemiyordu. Aradaki gerginliği eritmek ve onu sistemin içine çekmek için devlet eliyle çok büyük teklifler sunuldu:
-
Doğu İlleri Umumi Vaizliği
-
Diyanet/Eğitim kadrosunda yüksek bir makam (Heyet-i İlmiye Üyeliği)
-
Mecliste milletvekilliği ve kendisine ait lüks bir köşk
-
En önemlisi, Said Nursi'nin hayat boyu hayali olan Doğu'daki üniversite projesi (Medresetü'z-Zehra) için meclis bütçesinden 150 bin altın tahsisat kabulü.
-
Siyasi krizin patlak verdiği bu süreçte, Said Nursi yeni kurulacak sistemin tamamen dünyevi ve batı eksenli olacağını, Ankara'da kalarak siyaset yoluyla İslam'a hizmet edemeyeceğini kesin olarak anladı. Tüm bu cazip makamları ve maaşları reddederek Hacı Bayram Veli Camii civarında odasına kapandı ve tamamen ibadete çekildi.
12 Nisan 1923 (12 Nisan 1339) I. Millet Meclisi'nin Kapanma ve Seçim Kararı
-
Gelişme: Kurtuluş Savaşı'nı yürüten o renkli, çok sesli ve dindar "Gazi" Birinci Meclis, fikir ayrılıkları ve yeni seçimlerin yapılması amacıyla resmen feshedildi. Said Nursi, artık Ankara’da yapacak bir şeyi kalmadığını biliyordu.
17 Nisan 1923 (17 Nisan 1339) Ankara'dan Van'a Dönmek Üzere Ayrılış
-
Etkisi: Yeni kurulacak meclisin tamamen farklı bir kadro ve ideolojiyle şekilleneceğini öngören Bediüzzaman Said Nursi, Ankara'daki misyonunun tamamlandığını düşünerek meclisin feshinden 5 gün sonra, Van'a gitmek üzere 17 Nisan 1923'te Ankara garından kesin olarak ayrıldı.
Kaynaklar:
[1] https://www.haksozhaber.net
[2] https://www.yeniasya.com.tr
[3] https://www.risalehaber.com
[5] https://www.anadoluhareketi.com
[6] https://sorularlarisale.com
[7] https://www.risaleinurenstitusu.org